Ücretsiz sağlık hakkı konusu, son dönemde Türkiye’de önemli bir tartışma alanı haline geldi. Sağlık Bakanlığı’nın onayıyla kamu hastaneleri, şehir hastaneleri ve aile sağlığı merkezlerinde (ASM) giderek yaygınlaşan geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) uygulamaları, bu tartışmaların merkezinde yer alıyor. Akupunkturdan hacamat, sülük tedavisinden ozon terapiye kadar 15 farklı yöntemi kapsayan bu uygulamalar, “bütünsel sağlık” kavramıyla sunulsa da, bilimsel ve etik açıdan birçok eleştiri alıyor.
GETAT hizmetlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kapsamı dışında tutulması ve ek ücret karşılığında sunulması, sosyal devlet anlayışıyla çeliştiği gerekçesiyle eleştiriliyor. Uzmanlar, kamu sağlık hizmetlerinin temel prensibi olan “eşit ve ücretsiz erişim” ilkesinin zayıfladığına dikkat çekiyor.
İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Emrah Kırımlı, bu konuda yaptığı açıklamada, GETAT uygulamalarının mevcut durumunun kamusal sağlık hizmetlerinden sapma yarattığını belirtti. Kırımlı, “GETAT uygulamalarının yara bakımı ve kan dolaşımı gibi sorunlarda uzun yıllardır kullanıldığını biliyoruz. Ancak Sağlık Bakanlığı’nın güncel uygulamaları, bu tedavi yöntemlerini kamusal ve ücretsiz olması gereken sağlık hizmetine erişimde maddi yük oluşturacak şekilde kullanıyor. Bu durum, sağlık hizmetlerinin ticarileşmesine bir zemin hazırladığı gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.
Sağlık alanındaki bu gelişmeler, ücretsiz sağlık hizmetlerinin geleceği hakkında ciddi soru işaretlerine yol açıyor. Kamuoyunun bu konudaki hassasiyeti, sağlık politikalarının yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor.